Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim
Akıllı hükümdar isyan olmadan, akıllı insan  hastalanmadan önlemini alır.     ‘’Konfüçyüs’’

Ünlü Fizikçi Richard Feynman’ın dediği gibi Kuantum Fiziğini anladığınızı düşünüyorsanız ,teorinin ne dediğini anlamamışsınız demektir.
Newton döneminde, eğitimli bir insanın, insanlığın tüm bilgisini kavraması mümkündü. Şimdi ise kavramlar, sıradan bir insanın anlayacağı şekilde basitleştirilemiyor.Mutlaka bir uzman olmanız gerekiyor. Bu durumda bile, sadece bilimsel kuramların küçük bir bölümünü kavrayabiliriz. Üstelik gelişme o kadar hızlı ki, üniversitede öğretilenler bile hep biraz eski kalıyor.

KUANTUM FİZİĞİ Mİ? O DA NE ?

Klasik fizik ya da Newton fiziği, makro boyuttaki maddenin davranışını açıklarken, Kuantum fiziği atom altı yani mikro boyuttaki parçaların davranışını açıklar. Kuantum fiziğinde,gözlemci olayın bir parçası olurken, Newton fiziğinde, gözlemcinin olaylara müdehalesi mümkün değildir. Kuantum fiziğine göre atom yani madde bir nesne değildir. Yani atom altı gerçeklik ile, algı dünyamızın gerçekliği yani Newton gerçekliği birbirinden çok farklıdır. Kuantum fiziği bir varlığı gözlerken, onun mutlaka bir değişime uğradığını savunur. Newton fiziği, maddenin katı ve sert olduğunu söyler. Oysa gözle değil elektron mikroskobu ile baktığınızda, görülen şeyin %99’u boşluk, %1’i e ışıktır. O zaman gerçek hangisidir. Prof. Hans Peter Dürr’ün dediği gibi ‘’madde her neyse maddeden yapılmamıştır’’ 1680’lerde Newton’a göre, zaman ve mekan(madde) sabitti, değişmezdi. Tüm maddeler ve arasındaki kuvvetler ilk yaradılışta Allah tarafından yaratılmış olup, sonra yaradan devreden çıkmıştı. Modern fizikte ise, izafiyet teorisi ve parçacık fiziğinin gelişmesiyle bu yaklaşım tarzı değişmiştir. Bu yeni gelişmeler Einstein ile başladı.1900’lerde atomun çekirdeği bulundu. Einstein’a göre, zaman sabit değildir. Tamamen gözleyene bağlıdır. Einstein’a göre madde de bir enerji şeklidir. E=mc2. Madde=enerji/c2 Enerji de hareket ile ilgili bir kavram oluğuna göre, atom daha küçük parçacıklar üzerine kurulmuştur. Atom içi/altı parçacıklar dinamik bir düzen içinde olmalıdırlar. Ancak, mikroskobik seviyede madde, statik-durgun bir yapıda gözükür. Bunun sebebi, bir partikülün çok dar bir mekanda döndüğünde, çok süratle hareket etmesi ve bu hızlı dönüşlerin, atomu sanki katı bir küreymiş gibi göstermesidir. Sanki, çok hızlı dönen bir pervanenin bize katı bir disk olarak görünmesi gibi. Atomu, pervane gibi yavaşlatmanın yolu yolmadığına göre, maddeye katı bir görüntü vermeye devam eder. İşin ilginci bu atom altı parçacıklar, sadece hareket ediyor değil, aynı zamanda kendileri de hareketten ibarettir. Yani maddenin varlığı ve maddenin hareketi birbirinden ayrılamaz.Algıladığımız maddelerin klasik fizikte sanıldığı gibi durgun bir yapısı yoktur. Alt boyutlara doğru inceleme yapıldığında, taşın bile atomaltı parçacıkları hareket halindedir.

HERŞEY BELİRSİZ, TÜM OLASILIKLAR OLASI..
Klasik fiziğin dediği gibi hareket maddenin dışında değil bizzat içindedir. Kuantum (atomaltı) fiziğine göre, maddenin bileşenleri arasındaki tüm etkileşmeler, daha küçük partiküllerin değiş tokuşu üzerine yürür. Bu değiş tokuşla partiküller devamlı bir şekilde yaratılır ve yok edilir. Her türlü kimyasal süreç, atomların sadece en dış yörüngelerindeki, elektronlar arasında cereyan eder.Yaşamsal olaylar da atomun en dış elektronları arasında cereyan eder. Canlı ve cansız tüm maddeler atomlardan ibarettir.Kuantum fizikçileri, maddenin derinliklerini araştırdıkça, atomları meyana getiren atomaltı parçacıklarının bazen titreşen dalga bazen de parçacık şeklinde olduğunu fark ettiler. Atomlar, proton ve nötronlardan oluşmuş bir çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan meydana gelirler.Elektron eşiğinden daha aşağılara inildiğinde, parçacık ya da dalga olarak beliren fotonlara inilir. Proton ve nötronlar da kuark denilen temel parçacıklardan ibarettirler. Elektronların, bizlere okullarda öğretildiği gibi atom çekirdeğinin yörüngesinde dönmediği, onun yerine olasılık yörüngelerinde bulundukları ve bilinç tarafından gözlemlendiklerinde belli bir yörüngeye çöktüklerini artık bilim kabul ediyor. Atom aynı kalsa bile, atoma ait elektronların enerji seviyesi değiştiğinde maddesel gerçeklik de aslında değişir. Atomun küçük parçaları, titreşen enerji paketleridir. Bazan bir parçacık gibi davranırlar, bazen bir dalga gibi. Bazan hem dalga hem parçacık gibi.Temelde kuantum parçacıkları, aynı anda hem hem dalga hem parçacıktır. Ama ölçmeye ya da gözlemlemeye kalkarsanız, dalga ya da parçacığı bulursunuz. İkisini aynı anda saptayamazsınız. Dalga ve parçacığın aynı anda saptanamama durumu, Heisenberg’in belirsizlik ilkesinin özüdür. Çift yarık deneyinde parçacıklar başta dalga gibi davranırken, gözleyen olunca parçacık gibi davranmıştır. Gözlemcinin varlığı, gözlenen şeyi değiştirir.

AYRI DÜNYALARIN İNSANLARIYIZ..
Bir enerj i durumundan bir başkasına geçerken, elektronlar sanki olası tüm yörüngeleri denerler. Hiçbirşey kesin değildir.Belli bi yerleşim bölgesi yoktur ama gerçekleşmesi mümkün olasılıklar vardır. Bu aşamada hayatın nasıl şekillendiğine ilişkin farklı yorumlar var. Birincisi, Kopenhag yorumu; Birçok olasılıktan hangisinin gerçekleşeceğini bilincimiz belirler. O halde, evreni gerçekleştiren bir bilinç olmalı. İkincisi, Birçok dünya yorumu; Her olasılık, diğer olasılıkların onu göremeyeceği kendi evrenlerinde gerçekleşir. Hangi olasılığın bizim gerçeğimiz olacağına bilincimiz karar verir. Üçüncüsü, Penrose yorumu; Tüm olasılıklar aynı zamanda var olmakla beraber, en az enerji gerektiren durum, en dengeli olandır ve onu gerçeğimiz olarak görürüz.

FREKANSIMIZ UYUMLU MU
Evrendeki her şey, farklı frekanslardaki titreşimlerden ibarettir ve o titreşimin frekansını değiştirdiğimizde, titreşimin tanımladığı maddenin de yapısı değişir. Titreşim, tekrarlanan harekettir. Bir gitarın telleri çekildiği zaman titreşir. Bir saniyede telin kaç kere ileri geri gidip geldiği se o titreşimin frekansıdır.Titreşim ve frekans iki terimle daha ilişkilidir. Rezonans ve eşleşme. Rezonans, iki ya da daha fazla enerji sisteminin arasındaki enerji alışverişidir. Alışveriş iki yönlüdür. Yanyana iki element titreştiğinde, biri daha hızlı diğeri yavaş ise, yavaş titreşenin eğilimi hızlı titreşenle uyumlanmaktır. Yeni frekanslara uyumlanmayı, bedenimizde değişik hisler olarak algılarız. Bir molekül, sadece yaydığı sinyallerle belirlenebilir.Örneğin, bir bakteri olan E. Coli, sadece frekans sinyalleriyle tespit ediliebilir. Başka bir frekansa geçilerek o bakteriden kurtulmak mümkün olabilir. Eğer doğru frekansa geçebilirsek, çok zararlı tarım ilaçları kullanmadan, sadece elektromanyetik sinyallerle böcekleri öldürmek mümkün. IŞIĞINI YANSIT Canlı organizmanın moleküler ögeleri, yalnızca biyokimyasal olarak etkileşimde kalmaz. Aynı zamanda elektromanyetik özellikler de meydana getirirler. Örneğin, DNA’mızın elektriği geçirerek foton yaydığı saptanmıştır. Moleküllerimizin elektromanyetik faaliyetleri, onların biyokimyasal faaliyetlerini düzenler. Canlı dokulardan foton yayılımı, ilk defa Rus embriyolojist Alexander Gurwitch tarafından 1923 de keşfedilmiştir. Biyofotonların gerçekliği 1974 yılında Alman Bilimadamı Fritz Popp tarafından bir kez daha kanıtlanmış, ve biyofoton teorisinin yaraticısı kabul edilen Popp’a Nobel adaylığı kazandırmıştır. Biyofotonlar, zayıf elektromanyetik dalgalardan yani ışıktan oluşur. Tüm biyolojik sistemler, biyofoton yayarlar. Biyofotonlar sağlıklı ve sağlıksız hücreler arasındaki farkı gösterir. Fritz Albert Popp, ışığı en uzun süre depolayan hücrelerin sağlıklı olduğunu, ve tutarlı bir ışık yaydığını, oysa hastalıklı hücrelerden kaotik bir ışığın yayıldığını söyler. Biyofoton alanları holografik bir yapıya sahiptir. Hücreler, holografik mekanizmaya göre hareket ederler. Biyofotonlar, organizmaya ait tüm bilgiyi içerirler.Evrenin holografik düzeninde, bilgi taşıyan elektromanyetik dalgalar sürekli titreşim ve salınım halindedirler. 1940’lı yıllarda Yale Üniversitesinden nöro-anotomist Harold S. Burr, canlı bitki ve hayvanları çevreleyen enerji alanları ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Burr ve Kirlian’nın bulgularına göre, kanser gibi hastalıklarda kişilerin elektromanyetik alanlarında ciddi değişimler meydana gelir. Kanserli hücrelerin bozulan enerji alanı biyolojik rezonans ile tekrar düzenlenmezse, bağışıklık sisteminin direncinin düşük olması sebebiyle, aynı bölgede veya vücudun zayıf bir başka bölgesinde, tekrarlama ihtimali çok yüksektir.

HASTALIKLARIN DA FREKANSI VAR
Michael Talbot’un Holografik Evren adlı kitabında belirttiği gibi, herhangi bir hastalık belirtileri, enerji bedende tespit edildikten haftalar-aylar sonra fiziksel bedende ortaya çıkar. Sağlıklı bir insanın ortalama frekansı 62-68 MHZdir. Yani, beden elektriğinin meydana getirdiği manyetik salınma adedi saniyede 62-68 MHZ arasındadır. Bruce Toino, frekans 62 MHZnin altındayken bağışıklık işlevinin durduğunu, 58 MHZ seviyesinde grip viruslarının etkinleştiğini, 55 MHZ de candidanın ortaya çıktığını, 42 MHZ de kanser olabildiğini saptamıştır. Soğuk bir ortama girince, bedenin frekansı düşer. Bu seviye 58 MHZ ye gelince virüsler canlanır. Çünkü, virüsün frekansı olan 58 MHZ ile bedenin soğuğa maruz kalarak düşen frekansı 58 MHZ ye geldiğinde rezonans oluşur. Virüsü etkisiz hale getirmenin kısa yolu, 58 MHZ ye yakın frekanstaki bir enerjiyle virüsün rezone olmasını sağlayarak virüsü çökertmektir. Yani benzeri benzerle çökertmektir.Hem benzer benzeri çeker, hem de benzer benzeri çözer. Rezonans halindeyken, düşüncelerimiz başka insanların düşüncelerini de çeker. Rezonans, bilginin iletişim mekanizmasıdır. Bigi transferi, sadece aynı frekansda salınan dalga boyları arasında olur. Evrende, her şey enerjidir. Dualar da enerji parçacıklarıdır. Bedenimizdeki her hücre, doku ve organın kendine özel, bir titreşimsel salınım frekansı vardır. Biyoenformasyonal rezonans olarak adlanırılan tıbbın temeli, kişinin kendi içsel titreşimsel salınım frekanslarının düzenlenmesi esasına dayanır. Fiziksel beden devamlı olarak çevresindeki titreşim alanlarıyla ya da elektromanyetik frekans yayılımlarıyla kesişim içindedir.
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret620
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.75114.7702
Euro5.49305.5150
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 25° 15°
Saat